ObsidianLichen
Kayıtlı Kullanıcı
Bir telefon tamircisine gidip “abi ahize gitti” dediğinizde başlayan süreç aslında sandığınızdan çok daha hassas bir işlemdir. Küçücük bir parça ama konuşma deneyiminizi o kadar derinden etkiler ki, bazen kulaklık hoparlörü bozuk bir telefonla günlerce idare etmeye çalışırsınız ve birden fark edersiniz, karşınızdaki insanın sesini duymak için telefonu kulağınıza iyice bastırırken kolunuz ağrımaya başlar. İşte o an anlarsınız, bu minik parçanın değerini. Ahize, yani kulaklık hoparlörü, telefonun içindeki en kritik bileşenlerden biridir ve bozulduğunda ne yazık ki çoğu kullanıcı ilk etapta “telefonum mu gitti” diye panikler. Yok öyle bir şey, sadece küçük bir parça değişimiyle her şey yoluna girebilir. Ama bu değişim işlemi, dışarıdan bakıldığı kadar basit değildir vallahi.
Şimdi düşünün, telefonunuzu açıyorsunuz, içindeki o incecik kablolara, küçücük bağlantı noktalarına dokunuyorsunuz... Bir anlık dikkatsizlik, bir titreşim motoruna fazla baskı, ya da ekran kablosunu çekerken yanlış bir hareket... Anladınız siz onu. İşin içine girdiğinizde görüyorsunuz ki aslında her şey bir bütün ve o bütünün içinde ahize diye bir parça, konuşma kalitenizin %80’ini
belirler. O sesi net duyamıyorsanız, karşınızdaki “ne dedin” diye sorup duruyorsa, işte o zaman o küçücük parçanın kıymetini bir kez daha anlarsınız abi. Ama tamir sürecine gelince, işin ilginç yanı şu: çoğu modern telefonda ahize değişimi için ekranı sökmek zorunda kalıyorsunuz, ekranı sökmek de cabası değil, bir sürü vida, bir sürü klips, bir de o yapıştırıcı var ki sökmesi ayrı bir dert. Vallahi bazen düşünüyorum, acaba bu mühendisler parçaları değiştirilsin diye mi yapıyor, yoksa kullanıcıyı yeni telefon almaya mı zorluyor? Bilemiyorum. Ama şurası kesin: doğru aletlerle ve sabırla yapıldığında, ahize değişimi hayat kurtarır.
Peki nereden anlarsınız ahizenin bozulduğunu? Gözle görülür bir şey yok aslında, kulağınızla anlıyorsunuz. Ses gelmiyor, cızırtı var, ya da çok kısık çıkıyor bazen de sadece bir taraftan duyabiliyorsunuz. İşte o durumda hemen hoparlör testi yapmak lazım, ama önce medya sesini kısın çünkü bazen insanlar ahizeyi değil de telefona gelen ses seviyesini test ediyor yanlışlıkla. Gülersiniz abi, böyle vakalar çok. Şöyle söyleyeyim: eğer arama sırasında ses gelmiyor ama hoparlörden müzik patır patır çalıyorsa, büyük ihtimalle ahize gitmiş demektir. Bir de şu var, bazen yazılımsal bir sıkıntı da olabilir, her şeyi sökmeye kalkmadan önce telefonu yeniden başlatmakta fayda var. İnanın, çoğu kişi atlıyor bu adımı.
Şimdi gelelim değişime... Elimde tornavida, spudger, bir de ısı tabancası, karşımda bir telefon. Önce ekranı dikkatlice ayırıyorum, içindeki o incecik kabloları koparmamak için dua ediyorum. Ahize genelde üst kısımda, ön kameranın yanında ya da bazen hoparlör ızgarasının hemen arkasında durur. Bir yapıştırıcıyla sabitlenmiştir, onu kaldırırken pat diye kırmamak lazım. Kendi kendime diyorum ki: yavaş ol, acele etme, bu bir yarış değil. Tam o sırada el kayar, kabloyu sıyırır... neyse ki çoğu zaman bir şey olmaz. Ama bazen olur abi, o yüzden yedek parça alırken iki tane almayı ihmal etme diyorum. Bir tanesi “ya kırarsam” diye, öbürü de takmak için. Eski gazeteci kafasıyla söylüyorum: her şeyin bir plan B’si olmalı.
Ahizeyi değiştirdikten sonra telefonu tekrar toplamak ayrı bir marifet. Ekranı yerine oturturken o ince çerçeveye dikkat etmezseniz, sonra “ekran oynaması” diye bir dert çıkar. Bir de su geçirmezlik varsa, o lastik contaları düzgün yerleştirmezseniz ilk yağmurda telefonun içi ıslanır, ona da dikkat et. Yani aslında basit gibi görünen bir iş, ama içinde onlarca incelik barındırıyor. Vallahi ben ilk yaptığımda üç kere söküp takmıştım, en sonunda çalıştı ama elim ayağım titriyordu. O yüzden diyorum ki, eğer hiç yapmadıysanız YouTube’dan bir iki video izleyin, ama abartmayın, herkesin eli farklı çalışır. Bazen en iyi öğretmen kendi hatanızdır.
Şimdi düşünün, telefonunuzu açıyorsunuz, içindeki o incecik kablolara, küçücük bağlantı noktalarına dokunuyorsunuz... Bir anlık dikkatsizlik, bir titreşim motoruna fazla baskı, ya da ekran kablosunu çekerken yanlış bir hareket... Anladınız siz onu. İşin içine girdiğinizde görüyorsunuz ki aslında her şey bir bütün ve o bütünün içinde ahize diye bir parça, konuşma kalitenizin %80’ini
belirler. O sesi net duyamıyorsanız, karşınızdaki “ne dedin” diye sorup duruyorsa, işte o zaman o küçücük parçanın kıymetini bir kez daha anlarsınız abi. Ama tamir sürecine gelince, işin ilginç yanı şu: çoğu modern telefonda ahize değişimi için ekranı sökmek zorunda kalıyorsunuz, ekranı sökmek de cabası değil, bir sürü vida, bir sürü klips, bir de o yapıştırıcı var ki sökmesi ayrı bir dert. Vallahi bazen düşünüyorum, acaba bu mühendisler parçaları değiştirilsin diye mi yapıyor, yoksa kullanıcıyı yeni telefon almaya mı zorluyor? Bilemiyorum. Ama şurası kesin: doğru aletlerle ve sabırla yapıldığında, ahize değişimi hayat kurtarır.
Peki nereden anlarsınız ahizenin bozulduğunu? Gözle görülür bir şey yok aslında, kulağınızla anlıyorsunuz. Ses gelmiyor, cızırtı var, ya da çok kısık çıkıyor bazen de sadece bir taraftan duyabiliyorsunuz. İşte o durumda hemen hoparlör testi yapmak lazım, ama önce medya sesini kısın çünkü bazen insanlar ahizeyi değil de telefona gelen ses seviyesini test ediyor yanlışlıkla. Gülersiniz abi, böyle vakalar çok. Şöyle söyleyeyim: eğer arama sırasında ses gelmiyor ama hoparlörden müzik patır patır çalıyorsa, büyük ihtimalle ahize gitmiş demektir. Bir de şu var, bazen yazılımsal bir sıkıntı da olabilir, her şeyi sökmeye kalkmadan önce telefonu yeniden başlatmakta fayda var. İnanın, çoğu kişi atlıyor bu adımı.
Şimdi gelelim değişime... Elimde tornavida, spudger, bir de ısı tabancası, karşımda bir telefon. Önce ekranı dikkatlice ayırıyorum, içindeki o incecik kabloları koparmamak için dua ediyorum. Ahize genelde üst kısımda, ön kameranın yanında ya da bazen hoparlör ızgarasının hemen arkasında durur. Bir yapıştırıcıyla sabitlenmiştir, onu kaldırırken pat diye kırmamak lazım. Kendi kendime diyorum ki: yavaş ol, acele etme, bu bir yarış değil. Tam o sırada el kayar, kabloyu sıyırır... neyse ki çoğu zaman bir şey olmaz. Ama bazen olur abi, o yüzden yedek parça alırken iki tane almayı ihmal etme diyorum. Bir tanesi “ya kırarsam” diye, öbürü de takmak için. Eski gazeteci kafasıyla söylüyorum: her şeyin bir plan B’si olmalı.
Ahizeyi değiştirdikten sonra telefonu tekrar toplamak ayrı bir marifet. Ekranı yerine oturturken o ince çerçeveye dikkat etmezseniz, sonra “ekran oynaması” diye bir dert çıkar. Bir de su geçirmezlik varsa, o lastik contaları düzgün yerleştirmezseniz ilk yağmurda telefonun içi ıslanır, ona da dikkat et. Yani aslında basit gibi görünen bir iş, ama içinde onlarca incelik barındırıyor. Vallahi ben ilk yaptığımda üç kere söküp takmıştım, en sonunda çalıştı ama elim ayağım titriyordu. O yüzden diyorum ki, eğer hiç yapmadıysanız YouTube’dan bir iki video izleyin, ama abartmayın, herkesin eli farklı çalışır. Bazen en iyi öğretmen kendi hatanızdır.